BARIŞ
MANÇO'NUN HAYATI
| Barış Manço daha sonraları televizyon yapımcılığına el attı. Büyük birikiminden her yaş kuşağının yararlanmasını istiyordu. Biraz da seyyah olup, dünyayı gezmek vardı düşlerinde. Ekim 1988'de, TRT 1 Televizyonu'na o güne kadar benzeri yapılmamış bir program önerdi. ‘‘Çocuk ve aileye yönelik eğitici ve eğlendirici bir dünya belgeseli’’idi düşündüğü. Yayına girdiği ilk gün milyonlarca izleyiciyi ekran başına toplayan ‘‘Barış Manço ile 7'den 77'ye’’, böylelikle onun bir başka yavrusu olacaktı, ölümünden birkaç ay öncesine kadar. Program çekimleri için oluşturulan TV ekibi, Ekvator'dan Kutuplar'a kadar yerküre üzerinde 150 değişik ülkeye giderek 500 bin km.'den fazla yol katetti. Bir başka deyişle, Barış Manço dünyanın çevresini 12 kez dolaşmış oldu. Devlet başkanları, dünyaca ünlü şair, düşünür ve yazarlar, astronotlar, sporcular, süperstarlar da konuk oldular Manço'ya. Bu program Türk Televizyonculuğunda ulaşılamamış pek çok rekoru da elde ederek ayrı bir başarıya ulaştı. Yüreğindeki çocuk sevgisi, kendi çocuklarıyla sınırlı kalmayıp dünyanın tüm çocuklarını sarmaya, sorunlarını, dertlerini dinlemeye itti. Barış Manço'yu...Ak saçlarının örttüğü bedenindeki tekleyen yüreği çocukların gülümseyen yüzlerinde hayat buldu... Onların sevgisiyle, yıllarca dayandı mücadele etti hastalıklarıyla...Hatta sağlığını bir kenara itip toplumdaki bozulmaya kayıtsız kalmamak kendince bir şeyler yapmak için politikaya da soyundu... 30 yıldır yapmak istediği ve uygulamak için fırsatını kolladığı projelerini DYP'den yapılan teklifle birlikte 'Hayata geçiririm' umudu başladı... 'Neden siyaset, üstelik bu Barış Manço'ysa, mutlaka başkalarının yapamayacağı bir şeyleri yapabileceğine inandığı için olmuştur' düşüncesi ona şu yorumu yaptırmıştı...'DYP'den Kadıköy başkan adayı oldum... Belediyelerin sorunları belli zaten... Farklı bir renk vardır, farklı bir yaklaşım vardır... Çocuğun sağlığı diye bir olay var...Zaman zaman ana çocuk sağlığı gündeme gelir... Hastane olabilir, gençlik merkezleri olabilir... Bunlar benim hep düşündüğüm şeyler' diyerek müziği asla bırakmayacağını ve çalışmalarını durdurmayacağını ısrarla vurguluyordu o günlerde... Hatta siyasete soyunmasıyla ilgili olarak aldığı eleştirilere 'Ben bir şarkıcı olarak gelmedim bu dünyaya, düşüncelerimi aktarmak üzere geldim... Bu, gün geldi şarkı söylemekle oldu, gün geldi bir televizyon programında bir çocuğun saçlarını okşamakla oldu... Gün geldi, Güney Kutbu'nda penguenlerle konuşmakla oldu, gün geldi Ekvator'da suyun nasıl döndüğünü aramakla oldu... Şimdi insan en iyi kendini bilir herkesten önce... Ben de bildiğim kadarıyla kendimi anlatmaya çalıştım... Kendim ,doğru olduğuna inandığım şeyleri aktarmaya çalışacağım insanlara' sözleriyle mesajını iletiyordu... Hayat arkadaşı, eşi, dostu, gece gündüz yanından ayrılmayan, iki çocuğunun annesi Lale Manço, artık Barış'sız... Onları bir araya getiren tesadüf, yaşamlarında yepyeni bir sayfa açarken kader birliği yapan ünlü çift, sanat dünyasında parmakla gösterilerek bir mutluluk örneği sergiledi yıllar boyunca... Yaşam tatlı sürprizlerle doludur derler ya, bu çok doğru... Barış Manço'nun Lale Manço ile evliliğe giden aşk hikayesi de işte böyle tatlı bir rastlantının ilginç serüveniydi... Barış-Lale Manço çiftinin tanışması bozuk bir telefon sayesinde olmuştu... Ablasına misafirliğe gelen Lale, telefon bozulunca eniştesinin arkadaşı olan üst kat komşusuna telefon etmeye çıkıyor... Kapıyı açan Barış Manço'ya “Telefon edebilir miyim?” diye soruyor... Aldığı yanıt ise çok ilginç oluyor... “Benimle evlenirsen edebilirsin”... “Neden olmasın” diyen Lale Manço, içeriye girerek telefonunu ediyor ve parasını ödemeye kalkınca aldığı yanıt karşısında şaşkına dönüyor... 'Nasıl olsa evleneceğiz ne parası'... |